25/12/2018

YAPRAK KÜÇÜKGÜL YILMAZ & CANSU BAŞÇIL - İNOVASYONU ÖLÇMEK VEYA ÖLÇ(E)MEMEK...

CIRCLE'LARDAN GELENLER

İşte bütün mesele bu...

Yaprak KÜÇÜKGÜL YILMAZ

Innova / Kıdemli Ar-Ge Danışmanı

Circle Mezunu

&

Cansu BAŞÇIL

Viveka / İnovasyon Programları Sorumlusu

Circle Mezunu

 

Teknoloji olanaklarına ve altyapıya erişimin giderek kolaylaştığı günümüzde ekonomik aktörler arasında rekabet ortamı da giderek kızışıyor. Böyle bir ortamda, rekabet avantajı elde edebilmek için startuplardan uluslararası büyük şirketlere her bir aktör farklı ve yenilikçi çözümler geliştirmeye çalışıyor. Ancak teknolojilik yenilik ancak ve ancak ticarileşebildiğinde, yani ona bir değer biçilebildiğinde işlevsellik kazanıyor. Dolayısıyla, rekabet üstünlüğü sağlayabilmek ya da koruyabilmek adına her bir aktör (kamu, üniversite ve özel sektör) farklı stratejiler izliyor.

 

  • Firmalar kendi bünyelerinde firma hedef, performans ve kaynaklarından bağımsız inovasyon departmanları kuruyor.
  • Kurumsal şirket – startup ortaklıkları kuruluyor.
  • Teknolojik yenilikçilik elde edilmesi yönünde kamı teşvik programları açılıyor.
  • IP potansiyeli olan yüksek teknoloji ürünlerin ticarileşebilmesi yönünde üniversite-sanayi işbirlikleri özendiriliyor.
  • Üniversitelerde yüksek teknolojili yenilikçi ürünlerin geliştirilebilmesi yönünde araştırmacılara ve akademisyenlere ödenek sağlanıyor.

 

İnovasyonu destekleme programlarının ve/veya teşviklerinin temelinde teknolojiyi ticarileştirme stratejileri yatar. Peki bu stratejiler nasıl oluşturuluyor ve niye her bir aktör aynı stratejiyi izleyerek aynı sonuçlara ulaşamıyor? Bunun için “evren bir toz bulutuydu” diyecek kadar baştan başlamamıza gerek olmasa da öncelikle inovasyonu tanımlamamız gerekiyor.

 

İnovasyonu, ürünlerde, hizmetlerde ve süreçlerde katma değer yaratacak gelişmelerin ve yeniliklerin gerçekleştirilmesi olarak tanımlayabiliriz. “Ben inovasyon yaptım; biz de inovasyon şeysiyle uğraşıyoruz” benzeri söylemler inovasyon kavramını sadece somut çıktılara indirger. Bu da arzu edilen  pazar perfomansının elde edilememesine sebep olur. Oysa ki inovasyon fikir geliştirmeden ürün tasarımına, ürün geliştirmeye, prototiplemeye, iş modeli geliştirmeye gibi birçok aşamayı bünyesinde barındıran bir süreci de ifade etmektedir. Dolayısıyla inovasyon uygulamalarında birçok faktörün, fikir aşamasından sürece dahil olması istenilen ticari başarıyı elde etmede anahtar role sahip. Bunların ışığında, örnek alınması gereken inovasyon süreçlerinde baştan aşağı bir yapılanmaya ihtiyaç duyuluyor. Ancak, bunun genel geçer bir tanımlaması, algoritması, şeması ve reçetesi yok. Her bir ekonomik aktörün dinamikleri ve işleyişleri birbirlerinden farklı olduğu için her biri kendine özgü bir yönteme ihtiyaç duyuyor.

 

İnovasyon süreçlerinde “Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır” anlayışının benimsenmesi gerekiyor, tamam bu cepte. Ama en baştaki problemiz yine burada da karşımıza çıkıyor: bunu nasıl ölçeriz, değerleriz? Çünkü ne de olsa gün sonunda nitelikler, nicelleştirilebildikleri ölçüde anlam ifade ederler.

 

Peki inovasyonu nasıl ölçümleriz?

 

Birçok belirsizliğin olduğu bu süreçte, öncelikle kısa vadeli ve uzun vadeli hedeflerin belirlenmesi gerekir. “Biz bunu yaparsak sonunda ne elde etmeyi bekliyoruz?” sorusu sorulmalı. Bir diğer soru ise “Diyelim ki başarısız olduk, neden başarısız olmuş olabiliriz?” olmalıdır. Bu hem fikir ve ürün geliştirmede odaktan sapılmasının engellenmesini hem de süreci takip edebilmeyi sağlar. Çünkü, belirsizliklerle dolu süreçte kaybolmamız ve sonunda başladığımız yerden çok farklı bir yerde kendimizi bulmamız an meselesi olabilir.

 

İnovasyonun ölçümü için doğru soruları yöneltmek önemlidir. Firmanın inovasyon yaparken yaşadığı zorlukları sorgulaması, mevcut durumda ölçümlemenin neye dayanarak yapıldığını araştırması, mevcut ölçümün inovasyon hedeflerinin tutturulması için ne kadar yardımcı olduğu veya süreci ne şekilde baltaladığı tekrar masaya yatırılmalıdır.

 

Genellikle, ölçümleme metodu olarak yenilikleri artırmak ve kıyaslamak için nicel performans göstergeleri kullanılıyor. Bu göstergelerin bazıları yeni ürünlerden elde edilen satışlar gibi sonuç odaklı ölçümleri göz önünde bulundururken, diğerleriyse devam eden inovasyon projelerinin sayısı gibi metrikleri kullanarak yeniliği bir süreç olarak ölçüyor. Bunların haricinde inovasyon portföyüne bakarak ölçümleme yapan firmalarda mevcut. Örneğin, üretilen fikir sayısı ya da inovasyon projesi için yapılan yatırımlarını esas alarak gelişmenin grafiğini çıkarmak isterler.

 

İnovasyon sürecini üç uygulanabilir aşamaya ayırabiliriz:

 

  1. Hedeflerin belirlenmesi ve araştırma faaliyetleri
  2. Kısa vadeli çıktılar
  3. Yakın dönem geliştirme

 

Yukarıda bahsettiğimiz her bir aşama için performans belirleyici bir kriter ile ölçümleme yapılabilir. Kriterler oluşturulurken ana hedefle tutarlı veya ana hedefe ulaşmada araç niteliğinde kullanılabilecek olmasına dikkat edilmelidir. Performans belirleyici kriterler oluşturulurken korunması gereken ortak özellikler:

 

  • İnovasyonu gerçekleşmesine araç olan her faaliyetin net bir şekilde tanımlanması
  • Yenilik performansı somut olarak ölçülmeli
  • Yenilikten sürdürülebilir ve kârlı değer yaratma ve yakalama becerisi ölçülmeli
  • Gelecek/beklenen inovasyon potansiyeli ölçülmeli
  • Etkin/verimli yenilik kapasitesi ölçümlenmeli

 

MIT SLOAN Review dergisindeki bir makalede, konu ile ilgili yöneticilerin inovasyonu nasıl ölçecekleri ve içgörülerinin etkili inovasyon ölçüm uygulamalarına nasıl dönüştürüleceği hakkında doğru soruları sormalarına yardımcı olacak bir çerçeve oluşturulmuş. İnovasyonun ölçülmesiyle ilgili yaygın hataları, sorunları ve zorlukları belirlemek amacıyla 50’den fazla firmada saha uygulamaları ve anket çalışması yapılmış. Araştırmaya katılan şirketlerin çoğu, inovasyon faaliyetlerini ölçtüklerini bildirmişler. Bununla birlikte, ölçüm çabalarının genellikle istenen sonuçları vermede başarısız olduklarını söylemişler. İlk analizde temel nedenler tespit edilmiş. Örneğin, pek çok şirket nicel tedbirler kullanmış ancak kalitatif önlemleri kullanmayı ihmal etmiş. Diğerleri ise, kısa vadeli önlemleri daha uygun gördükleri için uzun vadeli önlemler üzerinde kısa vadeli önlemleri fazla vurgulamamışlar.

 

 

Araştırmada firmaların ölçümleme yaparken yapılan temelde 3 hata olduğu gözlemlenmiş:

 

  1. İnovasyon ölçüm potansiyelini az ya da fazla tahminlemek
  2. Bütün yerine parçaları ölçümlemek, geneli ıskalamak.
  3. İnovasyon ölçümünün politik gücünü gözden kaçırmak

 

Bahsettiğimiz ölçümün efektif şekilde yapılabilmesi için ve inovasyon potansiyelini gerçekleştirebilmek için dengeli bir grup metriğe sahip olmak adına kurumun inovasyon stratejisi, inovasyon ortaklıkları, inovasyon platformları, inovasyon portföyleri, inovasyon süreci ve sistemleri, inovasyon ve girişimcilik kültürü gibi inovasyon yönetimini sağlamlaştırıcı oluşumları dikkate alması beklenir.

 

Kaynak: MIT SLOAN REVIEW (Fall 2017)

Diğer Yazılar