8/4/2019

DİLARA TUNCA & SAFİR SUMER - AKILLI ŞEHİRLER İÇİN AKIL YÜRÜTMEK

CIRCLE'LARDAN GELENLER

İnovasyon ve Teknoloji Akıllı Şehir Yaratma Süreçlerini Nasıl Etkiliyor?

 

Dilara TUNCA

Matriks Biyoteknoloji / Genel Müdür Yardımcısı

Circle Mezunu

 

Safir SUMER

Uluslararası Kalkınma Kuruluşları Danışman / Sağlık Sistemleri ve Sağlık Politikaları

Circle Mezunu

 

Değişen yaşam şartları ve beklentiler şehir yaşamını hem zorlaştırıp hem de karmaşık hale getiriyor. Bu sadece şehirlerde yaşayanlar için değil, şehirlerin yönetiminde rol oynayan aktörler ve kurumlar için de önceliği ve aciliyeti olan bir konu. Karmaşıklaşan ve sürekli farklılaşan koşullarla birlikte, ülkelerin gelişmiş veya gelişmekte olması durumundan bağımsız olarak akıllı şehir kavramı dünyada birçok ülkenin gündeminde yer alıyor.

 

Şehirleri akıllı şehre dönüştürme yolculuğu birçok sektörü ilgilendiren farklı teknik ve idari süreçleri içeriyor. Biz de bu yazıyı hazırlamak için yaptığımız araştırma kapsamında, akıllı şehirlerdeki enerji yönetimi ve enerji verimliliği konularına odaklandık. Dünya ve Türkiye’deki birkaç örnek üzerinden, enerji açısından akıllı şehirlerdeki uygulamaları destekleyen/kolaylaştıran ortak faktörleri incelendik. Bu faktörlere ek olarak, farklı ülke ve şehirlerin gelişmişlik endeksleri ile gelişmişlik ve dünyada öncü akıllı şehir olma arasında bir korelasyon/bağ var mı, bunu çok genel olarak irdelenmeye çalıştık.

 

Bunun için ilk olarak akıllı şehir kavramından ne anladığımızı netleştirmemiz gerektiğini düşündük. Akıllı şehir kavramı, bir şehrin mevcut ve olası sorunlarını büyük veri kullanarak ve teknolojiden mümkün olduğunca yararlanarak çözmeyi hedeflediği bir şehir yönetimi anlamına geliyor. Bu kavram “kanıta dayalı şehir yönetimi” olarak da özetlenebilir. Böylelikle, başta enerji olmak üzere insanların kullanımına açık tüm kaynakları daha etkin kullanarak hem ekonomik hem çevresel sürdürülebilirlik hem de kalkınma için kaynak sağlanıyor.

 

Akıllı şehir kavramı büyük ölçüde teknoloji ve özellikle büyük veri kullanımına dayandığından bireylerin, bu kavramın bir ülkenin gündemine ancak belli bir refah düzeyini yakaladıktan sonra girebileceği izlemine sahip olduğunu gözlemliyoruz. Peki, bir şehrin bundan sonra akıllı şehir olarak yeniden organize olma kararı gerçekten refah, gelişmişlik gibi meseleleri hallettik artık sıra şimdi şehirlerimizi akıllı hale getirmeye geldi dendiği zaman mı alınmakta? Yani akıllı şehirler sadece gelişmiş ülkelerin vatandaşlarının tadını çıkarabileceği bir “lüks” mü? Bu soruya cevap verebilmek amacıyla akıllı şehir endeksinde yer alan en yüksek ve en düşük puana sahip 20 şehir belirledik. Bu şehirlerin endeks değerlerini diğer refah endeksleri ile eşleştirerek çoklu regresyon modeli oluşturduk ve çeşitli parametreler açısından durumu analiz ettik.

 

Yeri gelmişken farklı araştırma kuruluşları tarafından farklı parametrelere dayanan çok sayıda akıllı şehir endeksi geliştirildiğini de söylemek gerekiyor. Bunlardan erişilebilir olanlar arasından bazıları küresel analizler içerirken, bazıları tek bir ülkeyi daha detaylı bir şekilde ele almış.[1] Hesaplamalarda kullanılan başlıca parametreler arasında ulaşım (örneğin akıllı araç park yönetimi, kamusal toplu taşımacılık), sürdürülebilirlik (temiz enerji, akıllı binalar, atık yönetimi), yönetişim (dijitalleşme, eğitim, şehir planlamacılığı, akıllı telefonların kullanım alanları), siber güvenlik ve şehrin akıllık gelişimine dair uzman değerlendirmeleri bulunmakta. Başka bir endeks ise yönetimin vizyonunu, hizmet sunumu açısından inovatiflik düzeyini (örneğin entegre sağlık hizmetleri), katılımcılığı, çoğulculuğu da değerlendirmelerine dahil ediyor. 

Bu parametreler arasında söz konusu şehirlerin yer aldığı ülkelerin nüfusunu, gelir dağılımını ortaya koyan Gini Endeksi, İnsani Gelişmişlik Endeksi, Mutluluk Endeksi, Enerji Trilema Endeksi de bulunuyor.

 

Şehir

Ülke

Akıllı Şehir Endeksi

İnsanı Gelişmişlik Endeksi

Mutluluk Endeksi

Enerji Trilema Endeksi

Gini Endeksi

Nüfus (milyon)

Kopenhag

Danimarka

6,75

0,93

7,6

1

28,5

5,77

Singapur

Singapur

6,13

0,93

6,3

22

17,3

5,61

Stokholm

İsveç

6,95

0,93

7,3

2

27,2

0,96

Zürih

İsviçre

6,67

0,94

7,5

3

32,5

0,40

Boston

ABD

6,81

0,92

6,9

15

41,5

0,69

Tokyo

Japonya

5,40

0,91

5,9

30

32,1

9,27

San Francisko

ABD

6,30

0,92

6,9

15

41,5

0,88

Amsterdam

Hollanda

6,92

0,93

7,4

4

28,6

0,81

Cenevre

İsviçre

6,09

0,94

7,5

3

32,5

0,19

Melborn

Avusturalya

5,21

0,94

7,3

17

34,7

4,85

Riyad

Suudi Arabistan

2,76

0,85

6,4

53

NA

5,19

Santiago

Şili

3,27

0,84

6,5

36

52.1

5,61

Doha

Katar

3,32

0,86

6,4

51

41.1

0,96

Medellin

Kolombiya

3,45

0,75

6,3

45

55.9

2,50

Cape Town

Günay Afrika

3,46

0,70

4,7

82

63.1

0,43

Manama

Bahreyn

3,47

0,85

6,1

62

NA

0,16

Bombay

Hindistan

3,52

0,64

4,2

92

33.9

18,40

Buenos Aires

Arjantin

3,60

0,83

6,4

58

44.5

2,89

Budapeşte

Romanya

3,71

0,81

5,9

25

27,4

1,83

İstanbul

Türkiye

-

0,79

5,5

50

41,9

15,03

 

Analiz sonuçlarına göre bu parametreler ne tek başlarına ne de farklı kombinasyonlarla söz konusu şehirlerin, akıllı şehir indeks değerleri ile ilişkili olduğu (correlated) görünmemektedir (r2=0,72 ve tüm katsayılar için p>0,05). Yani başlangıç izlenimimizin aksine bir şehrin akıllı şehir olması o ülkenin refah ya da zenginliği ile ilişkili bir lüks değildir. O şehrin nasıl yönetileceğine ilişkin stratejik bir karardır.

 

Peki Ülkeler Akıllı Şehirler için Neler Yapıyor?

 

Dünya örneklerini incelediğimizde aşağıdaki ortak noktalarda şehirlerin stratejik yaklaşımlarının hemen hemen aynı olduğunu görüyoruz. Bu da bizi başarılı uygulamalarda bu yaklaşımların işe yarayacağı ve diğer şehirlere iyi örnek teşkil edeceği varsayımına götürüyor.

 

İncelediğimiz İsviçre şehirleri, Stockholm, Boston ve Kopenhag örneklerinde kamu ve özel sektör kuruluşlarının iş birliği yaptığını görüyoruz. Boston’da bu iş birliği daha çok inovatif şirketler ve KOBi’lerde yoğunlaşıyor. Şehirler çalışmalarına aktif paydaş katılımı da sağlıyorlar. Yine Boston örneğinde ilgili kuruluşların karşılaştığı teknik ve karmaşık sorunları çözebilmek için yerel üniversitelerde bu konularda uzman kişilerle yakın çalıştıklarını görüyoruz. Benzer şekilde İsviçre’de ve Stockholm’de de akademiden destek alınıyor. Stockholm’de ayrıca çalışmalarda vatandaş ile de iş birliği yapılıyor. Tüm örnekler vatandaş odaklı yaklaşımların benimsendiğini gösteriyor. Boston’da vatandaşa değer sunabilmek amacı ile hükümet ve halk arasındaki hizmet arayüzlerinde yapılan çalışmalara odaklanılıyor. Kopenhag’da ise vatandaşlar hem enerji kullanan hem de enerji üreten olarak arz ve talep taraflarında yer alabiliyor.

 

Planlama yapılması, uzun soluklu hedefler ve bir vizyonun olması da dikkat çeken diğer bir unsur. Stockholm örneğinde enerji açısından akıllı şehir uygulamaları arkasında güçlü bir politik vizyon olduğunu görüyoruz. Kopenhag ise uzun dönemde akıllı ve sürdürülebilir çözümler geliştirmede kendini dünyanın test bölgesi olarak konumladığı bir vizyon ortaya koyuyor.

 

‘Akıllı’ kavramı günümüzde kuşkuya yer vermeyecek şekilde ‘veri’ anlamına gelmekte. Bu bağlamda incelediğimiz örneklerin tümünde büyük veri (big data) yoğun şekilde kullanılmakta. Boston örneğinde veri aynı zamanda şeffaflık ilkesi doğrultusunda halk ile paylaşılıyor ve akıllı şehir uygulamalarının devam edebilmesinin olmazsa olmazı olarak görülüyor.

 

İzleme, değerlendirme ve geri bildirim mekanizmaları da çalışmaların yönünü belirleme ve ihtiyaçlar doğrultusunda adapte etme konusunda önemli. Stockholm ve Boston’da vatandaştan gelen geri bildirime özel bir önem veriliyor. Stockholm’de vatandaşların geri bildirimi çalışmalara devam etmek ve yön vermek için kanıta dayanan bir arka plan oluştururken, Boston’da performans göstergeleri vatandaşa sunulan değer ve vatandaşın katılımı üzerinden şekilleniyor.

 

Değişime karşı direnci azaltmada paydaşlarla etkili bir iletişim kurma ele aldığımız akıllı şehirlerde öne çıkan özellikler arasında. Gerek Boston gerekse Kopenhag modelleri iletişimi iç paydaşlarla sürdürmenin yanında diğer şehirler ile de bağlantıda olmaya özen gösteriyor.  

 

Boston ve Kopenhag girişimci yaklaşımlara da sıcak bakıyorlar. Boston örneğinde beşerî sermayenin yenilikçi, yaratıcı, girişimci ve risk alabilen özellikler taşıması bekleniyor. Kopenhag modeli ise yeni ve yenilikçi çözümlerin oluşturulması ve denenmesi için kendisine ideal bir test ortamı olarak lanse ediyor.

 

Türkiye Akıllı Şehirler Konusunda Neler Yapıyor?

 

Türkiye’de akıllı şehirler konusunda yaşanan gelişmeleri öğrenmek için bir saha araştırması gerçekleştirdik. İstanbul’da akıllı şehirler konusunda hizmet veren bir kuruluşun yetkilisi ile görüşmeler yaptık.  Bu görüşmelerde yukarıda irdelediğimiz başlıklar kapsamında İstanbul’da yaşanan gelişmeler hakkında bilgi edinme fırsatımız oldu.

 

Edindiğimiz bilgilere göre İstanbul özelinde akıllı şehir çalışmaları 2016 yılında başlamış. İlk yıllarda akıllı şehir çalışmaları kapsamında öncelikli konu ulaşım olmakla birlikte daha sonrasında enerji, mobilite, çevre ve yaşam gibi konular da kapsama dahil edilmiş. İstanbul akıllı şehir sürecinde faaliyetlere başlamadan önce detaylı bir planlama sürecinden geçmiş. Öncelikle bir strateji ve vizyon belirleme çalışması yapılmış. Bu durum bize uzun vadeli biri bakış açısı ile projelerin hayata geçirildiğini gösteriyor. Bu süreci planlama evresi takip etmiş. Planlama ise akıllı şehir yol haritasının çıkarılması, vatandaş ihtiyaç analizi yapılması, taleplere nasıl cevap verilebileceği konusundaki analizler ve insan odaklı akıllı şehir kurgusunun yapılması gibi evreleri içeriyor. Söz konusu evrelerden akıllı şehir çabalarının vatandaşı odağa aldığını ve ondan aldığı geri bildirim doğrultusunda tasarıma yön verdiğini ortaya koyuyor. Planlama süreci geniş bir paydaş analizini de içeriyor.

 

İstanbul’da akılı şehir konusunda yetkili olan kuruluş, kamu ve özel sektörle iş birliği içinde bir çalışma süreci yürütüyor. İstanbul teknolojiyi, farklı teknolojilerle toplanan veriyi ve veri analizini hem tasarıma hem de uygulamaya yansıtmaya oldukça fazla önem veriyor. İstanbul’da akıllı şehir kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda ana performans göstergeleri de İstanbul Üniversitesi ile ortaklaşa bir çalışma ile belirlenmiş ve projeyi izleme - değerlendirme amacıyla kullanılmış. Takip edilen toplam 190 göstergesi bulunmakta. Bunlardan 60 tanesi uluslararası ortak göstergelerden oluşuyor.

 

İstanbul’da çalışmalar yukarıda incelediğimiz dünya örneklerinde olduğu gibi girişimcilik ruhunun akıllı şehir uygulamalarına yansımasına sıcak bakıyor. Bununla ilgili olarak çağrı usulü ile girişimci projelerini ön kuluçka modeli ile destekleyen Zemin İstanbul adlı bir inisiyatif de kurulmuş. Zemin İstanbul’un yakın zamanda yeni bir çağrıya çıkması planlanıyor. Bu çağrıda daha çok prototipi olan projelere öncelik verilmesi düşünülüyor. Seçilen projelere fon ve laboratuvar desteği sunulacağı da belirtilmekte.

 

Türkiye/İstanbul örneği dünya örnekleri ile karşılaştırıldığında henüz çok yeni sayılır ama yol haritasındaki temel unsurları göz önünde bulundurulduğunda başarı için doğru yolda olduğunu söyleyebiliriz. Hedeflenen ve elde edilen sonuçların neler olacağını ve bu sonuçların daha sonra yapılacak çalışmaları nasıl yönlendireceğini ise zaman gösterecek…

 


Diğer Yazılar